Başbakan Erdoğan burada yaptığı konuşmada, "Gönül Köprüsü Projesi"nin Türkiye'nin doğusunun batıya, batısının da doğuya bağlanması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, öğrencilerin bu projeyle birlikte farklı geleneklerle farklı coğrafyalarla farklı bir iletişim kuracaklarını ifade etti.
Projenin öğrenciler arasında yakınlaşmayı sağlayacağını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu: "Ülkemizin her bölgesi, her ilçesi ve belediyesine varıncaya kadar güzellikleri bizim için önemlidir. 780 bin kilometrekarelik vatan toprağı bizim için kutsaldır. 70 milyon insanımızın her bir ferdi bizim için değerlidir. Zira yaratılanı yaratandan ötürü sevme anlayışı bizim anlayışımızdır. Farklılıkların ortadan kaldırıldığı, insana sadece insan olarak değer veren bir medeniyetin mensupları olmamız çok ama çok önemlidir. Ülkemizin birlik ve bütünlüğünün pekişmesi açısından toplumsal kaynaşma, sosyal entegrasyon büyük önemlidir. Zaman zaman yaşanan terör olayları, geçmişte görülen kimi ihmaller belli bölgelerimiz hakkında olumsuz imajlar üretilmesine sebep olmuştur. Halbuki Türkiye'nin her bölgesi gezenleri kendine hayran bıraktıran doğal güzelliklere, sevgi ve dostlukla yoğrulan bir sosyal yapıya, ciddi bir tarihi derinliğe sahiptir. Çocuklarımla çok ilgileniyorum, çünkü çocuklarımı çok seviyorum. Onların geleceğe hazırlanması noktasındaki hassasiyetimiz çok fazladır."
AK Parti'nin yola çıkarken Türkiye'yi dört temel ayak üzerinde inşa edeceğini söylediğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, bunların birinci sırasında eğitimin bulunduğunu dile getirdi. Doğu ve batı arasındaki farklılıkları gidermeyi amaçladıklarını belirten Erdoğan, bölgesel milliyetçilik yapmadıklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "Az önce Sayın Ciliv de söyledi. Bakın bir Bill Gates 21 yaşında bu işe soyundu. Ama unutmayın Fatih Sultan Mehmet de 21 yaşında İstanbul'u fethederek bir karanlık çağı kapadı, bir aydınlık çağı açtı. Olay neye bakıyor? Yetişmeye bakıyor. Bunu sağlayacak olan eğitim kurumudur. Öyleyse eğitim kurumlarımızı güçlü kılmamız gerekiyor. Bu bakımdan bu projeyle birilerinin pompalamaya çalıştığı farklı Türkiye görüntüleri yerine toplumumuzda var olan uyum ve ahengi göstermeyi hedefliyoruz. Türkiye'nin çeşitliliğini, zenginliklerini, güzelliklerini genç nesillerimize gösterelim, sosyal kaynaşmayı artıralım istiyoruz. Bu arada farklı kesimlerden farklı görüntüleri bir araya getirmek suretiyle ne kadar zenginmişiz, ne kadar güçlüymüşüz bunu ortaya koyalım istiyoruz. Benim de ilkokulu bitirdikten sonra ortaokul hayatım tamamıyla yatılı geçti. 11 yaşında yurt hayatına başladım. İstanbul'da okudum ama Anadolumuzun dört bir yanından gelen arkadaşlarım vardı. Her biri ayrı bir kültürü ayrı bir yaşamı temsil ediyorlardı. Ama biz onlarla kaynaştıkça çok zenginleştik. Çok güçlü hale geldik. Ben İstanbul'da Şanlıurfa'yı gördüm, Diyarbakır'ı tanıdım, ben İstanbul'da Van'ı, Erzurum'u, Erzincan'ı, Trabzon'u tanıdım. Niçin? Oradan gelen genç arkadaşlarım sayesinde. Ama hiç bir zaman kendimizi küçümsemedik, birbirimize eğreti, bu tür nazarlarla, gözlerle bakmadık. Tam aksine birbirimizi sevdik. Çünkü aynı vatanın çocuklarıydık, aynı vatanın evlatlarıydık, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydık, omuz omuza verdik, bir dayanışma ruhu içerisinde geleceğe yürüdük. Sosyal ve kültürel yapımızdaki çeşitliliğin ayrılık sebebi değil tam tersine zenginliğimiz olduğunu çocuklarımıza göstermeyi amaçladık, amaçlıyoruz."
"Çoklukta birlik" anlayışını Türkiye'de egemen kılmayı amaçladıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, batıyı ulaşılamayan yer olmaktan çıkartmayı hedeflediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, "Çoklukta birlik anlayışından dolayı hiç bir şeyi yadırgamamak gerekiyor. Ve insanı olduğu gibi kabul etmek, insan olduğu için ona saygı göstermek, sevgi göstermek gerekiyor. İşte aslolan bu" diye konuştu.
Türkiye'de herkesin birinci sınıf vatandaş olduğunu, çalışıp gayret göstermeleri halinde ulaşamayacakları hiçbir konum olmadığını göstermek istediklerini belirten Başbakan Erdoğan, doğusuyla batısıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın, bu güzel ülkede yaşamanın sevincini ve heyecanını öğrencilerin yüreklerine işlemek zorunda olduklarını dile getirdi. Erdoğan, ''Bir yandan terörün kaynağını kurutmanın diğer yandan sosyal ve ideolojik kamplaşmaların önüne geçmenin en sağlam yolu gelecek nesilleri ayrılıklar değil, müşterek, ortak bir yapı etrafında birleştirmektir. Türkiye, eskiden beri sürekli ayrılıklar üzerine bina edilen siyasal ve sosyal çalkantıların tahribatıyla ve bunların ekonomik sonuçlarına ne yazık ki maruz kalmış bir ülkedir. Çocuklarımız arasında kurulacak gönül köprüsü bu tür olumsuzlukların bir daha yaşanmaması açısından çok önemli" dedi.
Yeni nesillerin ülkesine ve devletine aidiyetlerini daha da artırmayı istediklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, bunun için de çocukları olabildiği kadar birlik, beraberlik ve kardeşlik ortak paydası altında toparlamak istedikleri ifade etti.
Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik de, toplantıda yaptığı konuşmada, projenin Başbakan Erdoğan ile katıldığı yurt gezilerinde edindiği izlenimlerle başlatılması kararının verildiğini anlattı.
Bakan Çelik, "Baktım ki Sayın Başbakanımız bütün yedi bölge insanı tarafından aynı sevgiyle, coşkuyla, heyecanla karşılanıyor ve alkışlanıyor. Ülkemizin 780 bin kilometresine, 81 vilayetine Başbakanımız bir siyasi lider olarak bizatihi bir gönül köprüsü kurmuştur. O zaman dedik ki biz eğitim camiası olarak çocuklarımız arasında bu eğitim köprüsünü neden oluşturmayalım. Bu proje böyle başladı" diye konuştu.
Projeye destek vermesi için aradığı Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv'in projeye sıcak baktığını belirten Bakan Çelik, "Sayın Ciliv, projenin adını duyunca 'Bu projeye varız' dedi. Dolayısıyla bu proje ortaya çıktı" dedi. Bakan Çelik, bakanlık olarak projeyi fikir olarak belirlediklerini, Turkcell'in de gönlünü koyduğunu söyledi.
Eğitimin sadece çocukların kafasına teorik bilgiler depolamak olmadığını belirten Bakan Çelik, "Biz onları hayata hazırlamaya çalışıyoruz. Barış içerisinde yaşamanın ne olduğunu, sevginin hayata nasıl hakim olacağını eğer biz çocuklara anlatmazsak kinlerin, nefretlerin, çatışmaların adeta duvar haline geldiği bir ülke ortaya çıkar. Bunu kesinlikle arzu etmiyoruz. Çocuklarımıza örnek olmak zorundayız" dedi.
Bakan Çelik, 2004 yılında dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın öncülüğünde "Okul Meclisi ve Demokrasi Projesi" başlattıklarını hatırlatarak, "Amacımız, çocuklarımız küçük yaştan itibaren farklılıklara rağmen, bir arada, huzur ve barış içerisinde nasıl yaşanır, bunu öğrensin istedik. Demokrasiyi özümsememiş, içselleştirememiş birçok büyüklerine örnek olsunlar istedik. Bu proje öğrencilerimiz tarafından memnuniyetle karşılandı" diye konuştu. Bakan Çelik, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda Okul Meclisi'nin TBMM çatısı altında toplandığını söyledi.
Gönül Köprüsü Projesi'nin ambleminde gökkuşağının yer aldığını belirten Bakan Çelik, şöyle konuştu: "Gökkuşağında farklı renkler vardır. Ülkemizin 7 rengi bizim gökkuşağımızda farklı bir renk, farklı bir güzelliktir. Gökkuşağının güzel olmasının sebebi rengarenk olmasıdır. Yurdumuzun 81 vilayeti, 7 bölgesi bizim için ayrı bir renk, ayrı bir güzellik unsurudur. Onları bir araya getirmek ve o illerin, bölgelerin insanları arasında bir gönül köprüsü kurmak bu projenin esas amacını teşkil etmektedir."
Bakan Çelik, çocuklara örnek olmanın önemine değinerek, "Çocuklara gönül dilimizle neyi öğretirsek, çocuklarımız onu öğretirler" dedi.
Esas köprünün kalpten kalbe giden yol olduğunu ifade eden Bakan Çelik, gönülden gönüle giden yolu başlatmak için bu projeyi başlattıklarını söyledi.
Projeye ilköğretim 7., 8. sınıflar ile ortaöğretim 9, 10. sınıftan 100 bin öğrencinin katılacaklarını, bu öğrencilerin bulundukları illerden diğer illere giderek oradaki arkadaşlarıyla kaynaşacaklarını belirtti.
Bakan Çelik, çocukların çoğunlukla 48 ilden 32 ile taşınacaklarını, kalkınmış, gelişmiş illerden, daha geri kalmış illere götüreceklerini belirtti. Farklı illerden gelen öğrencilere o ilde bulunan arkadaşlarının mihmandar olarak yardımcı olacaklarını anlatan Çelik, öğrencilerin Turkcell'in sağladığı taşıma firmalarıyla taşınacaklarını ve YURTKUR'a bağlı yurtlarda kalacaklarını kaydetti.
Bakan Çelik, projenin sadece bu yıla mahsus olarak düşünülmediğini, gelecek yıllarda da projeyi sürdüreceklerini bildirdi. Bakan Çelik, "İnanıyorum ki bir çok evladımız ilk defa deniz görmüş olacak, kendi doğup, büyüdüğü ilin dışına gidecek ve orada yeni yeni sevgiler, dostluklar edinecektir. Bu açıdan bu projeyi çok önemsiyoruz" dedi.
Bu memlekette kardeşlik şarkıları söyleyerek, birlik, beraberlik sloganları atılarak, sadece konuşarak ülkede kardeşlik iklimi oluşturulamayacağını belirten Bakan Çelik, şunları söyledi: "Hakkari'deki öğrencinin Edirne'dekiyle, Kars'taki öğrencinin Manisa'dakiyle kaynaşması... Biz aslında 'birbirimizin bir parçasıyız' düşüncesine sahip olması çok önemsediğimiz bir meseledir.
Biz bir milletiz, bir devletiz. Birbirimize bizi bağlayan, aramızda gönül köprüleri oluşturan birlikteliklerimiz var. Bunu ortaya çıkardığımız zaman biz sadece aynı dili konuşan insanlar olmayacağız. Aynı zamanda aynı şeyleri hisseden ve bu hissetmeden dolayı bilgiyi paylaşan insanlar olacağız. Doğu'daki, Güneydoğu'daki, İç Anadolu'daki, Doğu Karadeniz'deki yavrumuz, batıya, Akdeniz'e, Ege'ye geldiği zaman aslında şunu hissedecektir. 'Ne sen bensin, ne ben senim. Ama sen de bensin, ben de senim' duygusunu eğer yavrularımıza verebilirsek bu bizim için büyük bir kazanç olacaktır."
Bakan Çelik, toplantı salonunda 81 ilden öğrencinin bulunduğunu belirterek, "Gönül köprüsü projesinin gönüllerde sevgi iklimi oluşturmasını, sözde değil, özde ve uygulamada bu iklimi oluşturmasını diliyorum" dedi.
Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv de yaptığı konuşmada şirketin 2007 yılına kadar çok büyük gelişmeler kaydettiğini belirterek, başarının 50 bin çalışandan oluşan büyük takım sayesinde olduğunu söyledi.
"Şirket olarak iyi bir yere geldik. Ancak insanlar için yapacak çok işimiz var" diyen Ciliv, Türkiye'de bir çok iyi giden işin var olduğunu ve iyimser olduklarını söyledi.
2008 yılındaki yatırımlarını ikiye katlayacaklarını belirten Ciliv, "Geçen sene 400 milyon dolardı, bu sene 800 milyon dolar alt yapıya yatıracağız" dedi. Ciliv, telekomünikasyon sektörünün gençler için çok büyük önem taşıdığını ifade etti.
Ciliv, pek çok ülkede çalıştığını anlatarak, "Türk insanının dünyadaki hiç kimseden bir eksiği yok, fazlası var" dedi.
Teknoloji dünyasının hızlı değiştiğini ifade eden Ciliv, bunun Türkiye'deki genç nüfus için büyük fırsat olduğunun altını çizdi.
"Gönül Köprüsü Projesi"ni duyduklarında çok heyecan yaşadıklarını belirten Ciliv, bu projeye gönüllerini verdiklerini kaydetti.
Türkiye geleceğinde, gençlerin çok önemli yeri olduğunu vurgulayan Ciliv, "Bu gençlerimize doğru fırsatları tanırsak, kültürlerini, vizyonlarını genişletmelerine katkıda bulunabilirsek, gençlerimize rüyalarını görmelerini sağlayarak bundan hırs yapmalarını sağlarsak Türkiye'nin başarısının devam edeceğini görüyoruz. Bu yüzden biz bu projeyi çok seviyoruz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Başbakan Erdoğan'ın gözetiminde Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik ve Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv tarafından "Gönül Köprüsü Protokolü" imzalandı.